Aşkın Vitrin Hâli

14 Şubat gelmiş; çiçekçiler sabahın köründe “en taze güller” diye bağırıyor, ama o güller açmadan ölüyor, çünkü aşk artık saksıda değil, vitrinde yaşıyor. Çikolata kutularında “seni seviyorum” yazıyor, ama içinde sevgi yok; şeker, katkı maddesi ve geçici mutluluk var. Restoranlar romantizmi menüye sıkıştırmış, mumları baş köşeye koymuş; yan masadaki çift birbirine bakmıyor, telefona bakıyor. Aşk ışık değil, ekran parlaklığı olmuş.

Sevgililer mesaj atıyor: “Seni seviyorum.”
Sonra bir emoji.
Sonra bir kalp.
Sonra seen.
Ve aşk, kalbin ritmiyle değil, okundu bildirimiyle ölçülüyor. Bir taraf “kalbimi sana verdim” derken, diğer taraf internet paketini bitiriyor. Çocuklar kartpostal yerine GIF gönderiyor, yetişkinler pahalı hediyelerle duygularını kargo firmasına teslim ediyor. Sevgi artık elde taşınmıyor; kutulanıyor, faturalandırılıyor, iade şartlarıyla geliyor.

Biz bu günü genelde pas geçiyoruz.
Çünkü takvimden sevgi çıkmıyor.
Çiçek alınca sevilmiş olunmuyor.
Ve mum ışığı, bir ilişkiye karakter kazandırmıyor.
Aşk bazen birlikte sessiz oturmak, bazen aynı dizinin ortasında uyuyakalmak, bazen de “akşam ne yesek?” sorusuna aynı anda susmak demek.

14 Şubat bir gün değil artık.
Bir görev.
Bir performans.
Bir zorunlu mutluluk tatbikatı.
Sevmek yetmiyor, kanıtlamak gerekiyor. Çiçekle, hediye ile, story ile, etiketle… Aşk yaşanmıyor; belgeleniyor. Seviyorsan göster. Gösteremiyorsan eksiksin. Eksiksen sorunlusun. Sorunluysan romantik değilsin. Böylece aşk, kalpten çıkıp kontrol listesine giriyor.

Kalbimizden çok cüzdanımız yoruluyor.
Güller, çikolatalar, peluş ayılar… hepsi yalnızlığın üstüne örtülen pahalı battaniyeler gibi. Isıtıyor sanıyoruz ama sadece üstünü kapatıyor. “Seni seviyorum” artık bir cümle değil, bir kampanya sloganı. Ve biz hâlâ bunun aşk olduğunu sanıyoruz, çünkü başka bir şey görmedik.

Belki de asıl çarpıklık şu:
Aşkın günü var ama alışkanlığın takvimi yok.
Aşk kutlanıyor ama birlikte susmak öğretilmiyor.
Herkes “mutlu çift” olmak istiyor ama kimse “gerçek çift” olmayı konuşmuyor.

Ve sonunda…
Çiçekler soluyor.
Çikolata bitiyor.
Story’ler 24 saat sonra yok oluyor.
Geriye kalan tek şey şu soru oluyor:

Biz bugün kimi sevdik?
Bir insanı mı,
yoksa onun vitrinini mi?

1 thought on “Aşkın Vitrin Hâli

  1. NİHAL KALFA adlı kullanıcının avatarı

    Günümüzdeki insan hayatlarını okumuş gibi oldum kalemine yüreğine sağlık ❤️❤️

Bir Cevap Yazın

© 2025 Mustafa Kalfa. Tüm hakları saklıdır.

Araftan Sızan Işık sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close